enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp sondakika hayat sırları hayata dair
DOLAR
8,6484
EURO
10,1511
ALTIN
493,13
BIST
1.390
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Kuvvetli Sağanak
23°C
İstanbul
23°C
Kuvvetli Sağanak
Perşembe Gök Gürültülü
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
26°C

İki mendil…

İki mendil…
10.08.2020
0
A+
A-



İlkokul birinci sınıfa başladığımda, ön sıralarda, tek başına oturan bir çocuk gördüm. Yanımdaki kıza çocuğun neden böyle yalnız oturduğunu sorduğumda, kız bana “Onun hep sümüğü akıyor, bu yüzden kimse onunla oturmak istemedi.” dedi.

Birkaç gün sonra, öğretmenimiz sınıftaki oturma düzenimizi yeniden ayarlarken, bu çocuğa da bir arkadaş bulmaya çalıştı fakat yine kimse buna yanaşmadı. En sonunda ben parmağımı kaldırıp, istekli oldğumu söyledim. Sümüklü çocuk bu işe çok sevindi.

Ben o günden sonra siyah önlüğümün cebinde hep iki mendil taşıdım; biri benim, diğeri de sümüklü arkadaşım içindi.

Sümüğünün aktığını fark etmediği zamanlarda, ben arkadaşımın burnunu silerdim. Sümüklü arkadaşım ikinci sınıfa geçtiğimizde, babasının işleri yüzünden, mahalleden taşınmak zorunda kaldı.

Aradan yıllar geçti…

Adını unuttuğum bu güzel kalpli çocukluk arkadaşım, gelip bir imza gününde beni buldu. Kendini tanıttı. Sarıldık, sohbet ettik. Uzun zaman önce amerika’ya yerleşmiş,evlenmiş, çocukları da varmış. Arada sırada istanbul’a gelirmiş. “Artık sümüğüm akmıyor Tamer. Artık oğlumun burnunu siliyorum”dedi kahkahalarla güldük. Bir ara sustu. Buğulu gözlerle bana baktı. “Ben..ben neleri neleri unuttum da, senin benim burnumu silmeni unutmadım Tamer.” dedi. Ortamı dağtmak için lafı gırgıra vurdum ”n’olcak lan dedim? şimdi aksa yine silerim…”

Lafımı kesti ”Öyle deme dostum. Ben o zamanlar söyleyemezdim ama kimse benim yanıma oturmuyor diye çok üzülürdüm. Okula gelmek istemezdim. Aynada sümüklü halimle karşılaştığımda kendimden tiksinirdim. Seni kimse sevmiyor, sen pis bir çocuksun derdim. Ama sonra sen bana öyle sıcak davranınca, akan sümüğüme rağmen sevildiğimi anladım.

Evet beni de seven biri vardı. Yaşasınnn!



Ve ben eğer daha sonra Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birini bitirdiysem, bu, burnumu silen mendilin ve o mendili tutan elin sayesindedir.

Dönüp dönüp çocuklarıma bu hikayemizi anlatıyorum.

Diyorum ki, ‘Kimseyi kimseden ayırmayın. Düşeni,yalnızı, garibanı elinden tutun kaldırın yerden. Diplomalarınız sizi insan etmeye yetmez. İnsanlığın diploması vicdandır.’ diyorum.

Bu kez de benim gözlerim dumanlandı. Bir şey diyemedim. Sustum. Gitmeden, cebinden iki mendil çıkardı. “Bak dedi ben de artık senin gibi yanımda iki mendil taşıyorum. Ne olur olmaz…”

Siz de hep yanınızda iki mendil bulundurun, olur mu ömrümün güzel insanları; mutlaka sizin de karşınıza burnunu ya da gözünü sileceğiniz biri çıkar.

Tamer Dursun

Küçük çocukların en çok neye ihtiyacı var?



Çocuk gelişimi açısından doğumdan sonraki ilk üç yıl çok kritik öneme sahiptir.

Bu dönem gelişimsel altyapıların kurulduğu bir zaman dilimidir. Sürecin sağlıklı ve doğru yönetilmesi, çocuğun sonraki yıllarda da sağlıklı gelişmesini destekleyecektir.

Doğumdan sonraki ilk yıllarda çocuklarda meydana gelen gelişimlerden bazıları şunlardır:

Duyu organlarının tümü yetişkinler düzeyine ulaşır.

Beyin gelişiminin yüzde 70-80’i tamamlanmıştır.

Bağımsızlık, özgüven ve güvenli bağlanma duygusunun temelleri atılır.

Dil gelişimi açısından kelime hazinesi zenginleşmeye başlar.

Üç yaşına kadar abartılı yaklaşımlardan kaçının!

Üç yaşına kadar çocukların gelişimsel çerçevesi ve sınırları, bilimsel araştırmalarla belirli ölçülerde ortaya konmuştur.

Elde edilen bulgular, bu yaş grubundaki çocukların gelişimsel açıdan çok hızlı bir sürecin içinde olmasına karşın bazı beceriler açısından da sınırlılıklara sahip olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle, anne-babaların çocuklardan beklentilerini abartmamaları gerekir. Sorumluluk duygusu, oyuncak ve eşyalarını paylaşma, işbirliği yapma, başkasıyla empati kurma gibi bir dizi beceri henüz yeterince kazanılmadığı için anne-babaların, beklentilerini bu çerçevede sınırlandırmaları beklenir.

Anne-babaların, küçük çocukları ile ilgili yapacakları en doğru şey, içgüdüsel ebeveynlik duygularına güvenmektir.

Çocuğun istekleri, davranışları karşısında, kısıtlayıcı olmak, sonu gelmeyen açıklamalar yapmak, abartılı kurallar koymak gereksizdir.

Çocuğun doğasına ve doğalına uygun bir çizgide durmak ve “pedagojik yaklaşım” görüntüsüyle, zorlayıcı yaklaşımlardan kaçınmak önemlidir.

KÜÇÜK ÇOCUKLARIN NEYE İHTİYACI VAR?

Doğumdan sonraki süreç, gelişimsel açıdan ‘yatırımsal dönem’ olarak düşünülmeli.



Anne-babalar, bu dönemde çocuğun gelişimine çok büyük katkılar sağlayabilirler:

– Ev ortamını, doğallığını bozmadan güvenli hale getirin:

Ev ortamının, çocuk için ciddi risklerden arındırılması gerekir.

Güvenlik riskleri azaltılırken evin doğal ortamı da bozulmamalıdır.

Çünkü, çocuğun doğal gerçeklikle birlikte büyümesi gelişimsel bir görevdir.

– Beslenme ve uyku düzenine dikkat edin:

Çocuğun büyümesinde beslenme ve uyku düzeni çok etkilidir.

Bu nedenle, anne-babaların öncelikle bu fizyolojik ihtiyaçları takip etmesi gerekir. Yaşına uygun besinleri alması ve yaş dönemi için gerekli miktarda uyku uyuması anne-babaların sorumluluğundadır.

– Televizyonu sınırlandırın:

Araştırmalar, küçük yaşlarda televizyon izlemenin risklerinden söz etmektedir. Bu nedenle, özellikle iki yaşına kadar mümkünse hiç televizyon izletilmemesi sıklıkla önerilmektedir. İki yaşından sonra ise yetişkinin kontrolünde 15 dakikalık seçilmiş bir programın izletilmesi ile yetinilmelidir.

– Masa başı eğitim uygulamalarını abartmayın:

Küçük yaştaki bir çocuğun masa başında bir faaliyeti yapması hiç kolay değildir.

Elbette ki, bir hamurla şekil yapması, bir kağıda karalama yapması, sevdiği bir masa başı faaliyetini yapması yararlıdır.

Ancak, bu çocukların daha çok sevdikleri şey, hareketli oyunlar, üç boyutlu objeler ve oyuncaklarla kurdukları oyunlardır.

– İnatlaşmalarının doğal olduğunu unutmayın:

1-4 yaşlar arasında, çocuğun inatlaşması ve ısrarcı davranması gelişimsel bir durum. Bu nedenle, bu tür davranışların bir sorun olarak algılanmaması gerekiyor.

Buna karşın, çocukların inatlaşmasına neden olabilecek davranışlardan da olabildiğince kaçınmak gerekli. İnatlaşmalarla başa çıkmada en iyi yöntem ise ilgiyi başka yöne çekmek olmalı.

Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.