enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp sondakika hayat sırları hayata dair
DOLAR
7,4305
EURO
9,0044
ALTIN
420,52
BIST
1.462
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
12°C
Pazar Sağanak Yağışlı
9°C
Pazartesi Yağışlı
8°C
Salı Yağışlı
7°C

“Büyüyünce zengin olacağım!”

“Büyüyünce zengin olacağım!”
30.09.2020
0
A+
A-

Başlıkta gördüğünüz bu cümle 11 yaşında bir erkek çocuğuna ait.

Bir kadın arkadaşım, “Oğlumuza ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye sorduk. O bize ‘Zengin olacağım’ diye yanıt verdi” diye anlattı.

Sonra anne ve baba, “Nasıl olacaksın?” diye sorduklarında 11 yaşındaki erkek çocuk, “Instagram’da herkes zengin. Ben de onlar gibi olacağım” demiş.



11 yaşındaki bu çocuğun söyledikleri beni şaşırtmadı. Çünkü üç-beş yıldır bunları zaten etrafımda çok fazla duyuyordum.

Önemli olan bunun nasıl önüne geçileceği.

Ya da geçmiş olsun geçilemeyeceği.

İşte bu noktada anne ve babalara çok daha fazla görev düşünüyor bence. Çocukları iyi eğitmek ve doğru yönlendirmek gerekiyor.

Önceki gün Netflix’de “Sosyal İkilem” diye bir belgesel izledim.

Facebook, Instagram, Google, Youtube, Apple Twitter, Pinterest gibi mecraların ilk kurulumunda bulunan ve hatta uzun süre çalışanların anlattıkları.

Dinledikçe, izledikçe dehşete düştüm inanın.

Evet tabii ki, farkındayız ama bunu kurucularından duymak tehlikenin boyutunu bize fazla fazla gösteriyor.

Düşünün, kendine inanılmaz güvensiz, küçücük bir sözden yıkılan, en ufacık bir başarısızlıkta dağılan bir nesil yetişiyor.

Ve tabii ezberci.

Paylaşımdan uzak.

Yaratıcılıktan yakından uzaktan bihaber.



Çalışmadan, üretmeden zengin ve ünlü olmak isteyen ciddi bir nesil geliyor.

Ve tabii kusursuz görünmek için uğraşan.

Filmde anlattıklarından şu çok net anlaşılıyor ki bu durum böyle giderse 20 yıl sonra ciddi tehlike ile karşı karşıya olacağız.

Hayatta kalır mıyız bilmem ama ben şahsen o korkunç günleri görmek istemiyorum.

Çünkü teknoloji hayallerimizin içine daha da girecek. Ve daha da beter edecek. Hayallerimizi ve isteklerimizi daha da farklı yönde inşa edecek. Hele ki, tam olarak düşüncesi, fikri oluşmayan bir beyni nasıl etkileyeceğini bir düşünün.

Korkunç.

Ve evet yeni nesil:

-Çalışmadan her şeye sahip olmak istiyor.

-Zengin olmak istiyor.

-Popüler olmak istiyor.

-Güzel olmak istiyor.

-Marka kıyafetler istiyor.

-Kızlar zengin koca istiyor.

-Erkekler zenginlik istiyor.

-Lüks arabalar, tekneler, pahalı saatler, kıyafetler istiyor.

-Ve tabii iyi bir iş istiyor. Ama çok fazla üst düzey. Emir verdiği, emirler yağdırdığı ve asla işe gitmediği.

Peki diğer işleri kim yapacak?

Bir keresinde Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’nda bir küçük bakır tabak için saatlerce, el emeği göz nuru döken bir amca, “Torunlarım asla bu işi yapmak istemiyor. Bu gördüğünüz güzel işler bizden sonra olmayacak. Çünkü kimse öğrenmek istemiyor bu işin nasıl yapıldığını” demişti.

O an içim cız etti.

Ve gelinen noktada görüyorum ki, evet artık bazı işler olmayacak.

Çünkü sanatkarlar git gide azalıyor ve yeni nesil asla bu tarz işleri yapmak niyetinde değil.

Ben sizin gibi eziyet çekemem

Tam 10 yıl önce başladı aslında bu tarz sıkıntılar.

2009 yılında gazetemiz kurulduğunda ekibe yetiştirmek üzere elemanlar almak istedik.

Bizlerin istediği, çalışan, üreten, yeni fikirlerle gelen yeni muhabir ve gazeteci arkadaşlar bulmaktı.

Ve bunları yetiştirmek istedik. İşi öğretmek ve göstermek.

Çok kişi gelip-gitti.

Hatta çok kişinin “Siz deli misiniz? Bu eziyet çekilir mi?” diyerek bir hafta olmadan çekip gittiklerini hatırlıyorum.



Ki aslında 90’larda çalıştığımız gibi çalışmıyorduk.

O dönemleri görselerdi sanırım akıllarını kaçırırlar bize deli gözüyle bakarlardı.

Keza 2010’lar teknoloji ile birlikte daha rahatlamış yıllardı basın dünyası içinde.

Fakat buna rağmen yetiştirmek, eğitmek üzere eleman bulamadık.

O yıllar da bu konudan çok dert edip köşemde de bahsettim.

Çünkü gelen elemanlar, “Ama biz böyle hayal etmedik. Ben ünlülerle oturup yemek yemek istiyorum. Onlarla gezmek istiyorum. Arkadaş olmak istiyorum. Böyle iş olduğunu bilmiyordum. Hemen köşe yazarı olmak istiyorum” diyerek gittiler ve bizler de hayal kırıklığına uğradık.

Yani artık işi bizim öğrendiğimiz gibi öğrenmek istemedikleri gibi hemen de ünlü bir köşe yazarı olmak derdindelerdi.

Anlayacağınız en son nesilden sonra muhabir de yetişmedi.

Gazeteciliğin geldiği nokta da ortada.

Şu anda birçok köşe yazarı, eş-dost kontenjanından.

Yani diyeceğim o ki!

Birçok meslek son on yılda böyle maalesef.

“Topraktan yetişme” dediğimiz kişiler yok. İlerde daha da olmayacak.

Bu yüzdendir ki, illüzyon devam edecek.

Sonrası Allah kerim…

Esin Övet – HaberTürk

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.