Bu sabah, her şey diğer sabahlar gibiydi. Uyan, yüzünü yıka, kahve yap, günün telaşına hazırlan. Ama banyoya girdiğimde, rutinim bir anda paramparça oldu.
İlk başta fark etmedim. Işık loştu, aynadaki buğuyu silerken gözüm yere, halının kenarına takıldı. Sanki bir çıkıntı vardı. Halı, her zamanki gibi düz durmuyordu. Üstünden geçip gittim ama içimde bir huzursuzluk kıpırdanmaya başladı. Döndüm, çömeldim ve halının kenarını usulca kaldırdım.
Gözlerime inanamadım.
Altında, kalın, nemli ve koyu renkli bir kütle vardı. Yüzeyinde hafifçe kıpırdayan, iç içe geçmiş, parlak ve ıslak gövdeler… bir solucan yığını. Ama bu normal değildi. Ne toprak vardı, ne nemli bir çevre. Bu, banyonun ortasında, tamamen izole bir yerde ne işi vardı?
İlk refleksim, halıyı bırakıp geri çekilmek oldu. Kalbim çarpıyordu. Midemde hafif bir bulantı hissi… Ama bir yandan da dayanılmaz bir merak içimi kemiriyordu. Bir çubuk aldım, yeniden halıyı kaldırıp yığının kenarına hafifçe dokundum.
Kütle bir anda titreşti. Sanki canlı bir organizmaydı; bağımsız bir iradesi, bir bütünlüğü vardı. Solucanlar sadece kıpırdamıyor, koordineli şekilde birbirlerine sarılıyor, bazen çözülüp yeniden birleşiyorlardı. O an fark ettim — bu, sadece bir yığın değildi. Bu bir varlıktı.
Gözlerim donakaldı.
O an burnuma hafif bir metalik koku geldi. Paslı bir şey gibi… ya da kan. Geri çekildim. Işığı açıp tekrar baktım. Kütle hâlâ oradaydı, ama sanki biraz daha büyümüştü. Yoksa gözlerim mi bana oyun oynuyordu?
Telefonumu almak için banyodan çıkarken arkamı dönüp bakmamaya çalıştım. Ancak içimde bir ses, o şeyin beni izlediğini söylüyordu. Hissediyordum.
Telefon kamerasını açıp tekrar içeri girdiğimde… hiçbir şey yoktu.
Halı dümdüzdü. Altında hiçbir şey yokmuş gibi. Solucanlar, o hareketli varlık, koku… hepsi bir anda yok olmuştu. Halıyı kaldırdım, çıplak zemini inceledim. Ne bir iz, ne bir nem, ne bir izahat…
O günden beri her sabah banyoya girerken duraksıyorum. Halının kenarına takılıyor gözüm. Hâlâ orada olabilir mi? Yoksa sadece bir kabustan mı ibaretti?
Ama dün gece bir şey fark ettim. Banyodaki aynanın alt köşesinde, buğunun silinmediği bir noktada, parmak izine benzeyen izler vardı.
Ve o parmak izleri… benim değildi.
Üstteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz..