O an donakaldım; bakışlarım dokusu ve görünüşüyle gerçek olamayacak kadar ince bu şekle kilitlendi. Kafam karışmıştı: Bu bir doğa hatası mıydı, yoksa daha gizemli bir şey miydi?
Şükürler olsun ki, dikkatli davrandım—kim bilir bu durum beni ne tür bir tehlikeden koruyabilirdi?
Biraz araştırınca öğrendim ki bu, “çift zar yumurta” denilen aşırı nadir görülen bir biyolojik vaka. Kabukta değil ama iç zarlarda ekstra bir membran oluşmuş; bu da havayla dolu, ağımsı baloncukların ortaya çıkmasına yol açmıştı.
Bu baloncukların, zarlar arasında hapsolmuş hava cepeleri olduğunu öğrenince merakım bir kat daha arttı. Ağ gibi oluşmaları ise tamamen sanatsal bir etki yaratmıştı—bir kısımda biyolojinin olasılık tanımayan doğasına karşı hayret, diğer yanda yumurtanın sıradanlıktan çıkıp bir gizemi açığa vurması gibi.
Bu küçük an, doğanın ne kadar öngörülemez olduğunu bir kez daha hatırlattı. Basit gibi görünen bir yumurtanın içindeyse gizli bir sanat eseri gizliydi…
Üstteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz..